Mecburi yalnızlık

Yalnızca yaz aylarında mı spor yapılır, sadece hava koşulları uygunken mi bisiklete binilir? Sorunun cevabı her kişi için farklı olacaktır. Burası da kişisel bir blog olduğuna göre konuyla ilgili kişisel duygularımı paylaşmak istedim.

Geçen sene sonbahar geldiğinde kış aylarında da mümkün oldukça bisiklette aktif olmaya karar verdim. Aksi takdirde bu sene için belirlediğim hedeflerime ulaşamayacak, belki de kilo alacak, performansımda yeterli iyileşme olmayınca motivasyon kaybedecektim. Buna izin veremezdim. Kasım-Mart arası 4 ayda, 16 kez binip 520 km yapmışım.  Çok değil, ama hiç yoktan iyidir. Üstelik yeni yerler de keşfettim, maceracı arkadaşlarım sayesinde.

Bisiklet her ne kadar bireysel bir spor gibi düşünülse de tamamen sosyal bir aktivite bizim için. Ancak Mart ayında gelecek yoldaş olmadığından, 2 kez yalnız tur yaptım. Geçen bir hafta sonu 2 sabah üst üste bisiklete binmek dışında bir planım yoktu. “Sezonu açalım artık” diyen çok oldu ama gelen azdı. Bunun üzerinde18 Mart akşamı geldi.

Çanakkale Deniz Zaferi’ nin 100. yılı için bir anma turu düzenlenmişti. Bence çok önemli bir gün. Özellikle son dönemde yaşananlardan sonra böyle bir kutlamanın anlamı arttı. Eskişehir Bisiklet Derneği ( velESBİD ), motorcular ve vosvoscular ile birlikte çok güzel bir kortej ile tıpkı 8 Mart günü yaptıkları gibi güzel bir organizasyon oluşturdular. Davet etmeme rağmen yakın çevremden kimse gelmedi. Kalabalığın içinde bir başımaydım. Şehitlerimizi andık, düdük çaldık. Işıklarımız ile dikkat çektik. Evet, soğuktu. Yün içlik, rüzgarlık, polar ve yağmurluğu üst üste giydim. Turdan sonra durduğumuzda termostan çayımı içtim. Etrafta bu işlere gönül vermek dışında ortak noktası olmayan çok sayıda bisikletçi vardı. Etkinlikten sonra “Hadi hep birlikte bir şeyler içelim” diyorlardı. Çekilen fotolara bile iştirak etmedim. Neden bizden kimse yok, diye düşünce aldı beni.

Çevremdeki arkadaşlarımın davranışlarını duyarsız buluyorsam, bunu değiştirmek için bir şey yapmalıyım dedim. Twit attım, gruba mesaj attım, kesmedi bunu yazmaya karar verdim. Toplumsal olaylar konusunda herkes benim kadar hassas olmayabilir. Seksenlerde çocukluğunu, doksanlarda gençliğini yaşayan benim neslim için apolitik ve hatta içine kapanık olmak oldukça sık rastlanır bir durumdur. Ama artık bir şeylerin değişmesi lazım. Değişimi kendimden ve etrafımdan başlatmaya karar verdim. Artık duyarsız olmaya tahammülüm yok. Dedemi (annemin babası) hiç tanımadım, onun babasını da hiç tanımıyorum tabii. Ama Çanakkale’ de şehit olduğunu biliyorum. 100. yılında çıkmışım, onu ve diğerlerini anmışım çok mu?

baikalbicycle_01

Gelelim soğuk konusuna. Bir insanın soğuğu hissetmeden soğuktan şikayet etmesini doğal bulmuyorum. Konformizm özgürlüğün en büyük düşmanı. İnsan değil mi yüksekte, derinde, sıcakta, soğukta, çölde, ormanda yaşamanın bir yolunu bulan? Her sokağa çıkış bir risktir. Bir şeylerden çekindiğimiz için evde oturmaya devam edersek, aslında kendimizi hapsetmişizdir. İnsan kendi sınırlarını zorlamadıkça özgür ve üretken olamaz. Kontrol edebileceğimiz riskleri almazsak ilerlemek mümkün değil. P.Coelho’ nun şu güzel sözünü hatırlatayım: “Yalnızca güneşli günlerde yürürseniz, asla hedefe ulaşamazsınız”.

Hayatta oluşturduğum bir mottom da şudur: “Davete icabet etmeyen, davet bulamaz” Bir çağıran olduğunda özel bir neden yoksa onu kırmamak için elimden geleni yaparım. Bu hafta sonu o nedenle kimseyi davet etmiyorum. Bilmeleri için buradan yazıyorum. Umarım mesajım adresine ulaşır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s