Buy Nothing Year / Satın almama yılı – 2016

2016 değişim yılı olsun istiyorum. Rutinlerden kurtulduğumuz, yeniliklere kapı açtığımız, geleceğe dair umutlarımızın arttığı bir yıl olmasını diliyorum. Dilek ve temenniler bazen yeterli olmuyor maalesef. Değişimi planlamak ve yönetmek gerekiyor. İstenen sonuca ulaşmak için de çaba göstermek şart. Ne demiş büyüklerimiz: “Emek olmadan yemek olmaz.”

Geçen yıl başlatmış olduğum bir değişim projesini 2016′ da tüm yıl uygulayarak bir değişimi kalıcı hale getirmek istiyorum. Şubat 2015′ te okuduğum bir yazıdan esinlenerek evde el sıkışmıştık: Hiçbir şey almıyoruz.

14 Şubat’ta başladık, tüketim çılgınlığının zirve yaptığı günü seçmiştik. Bu blog yazısını o gün de yazmak istedim ama başarısız olmaktan çekindim sanırım; sadece yakın çevreme duyurmuştum planımı. 7 ay boyunca hiçbir şey satın almadım kendime. Ayda yalnız bir kez dışarıda yemek yemeye izin vardı. Çocuklar plana dahil değildi tabii. Sonuçta büyüyorlar ve doğal olarak ihtiyaçları değişiyor. Eşim de yaklaşık 3 ay dayandı.

productmockup

Bu projedeki amacımı anlattığımda farklı tepkiler aldım. “Bu ülkede ne işin var? Mutlu olamazsın burada, git Küba’da yaşa” diyen bile oldu. Projemi destekleyen temel fikirler ve değerlerim şöyle:

  • Dünya düzeni ve ekonomi denilen şey tamamen bizim tüketmemiz üzerine kurulu ve ben bunun bir parçası olmak istemiyorum. Şöyle düşünelim: Bazı temel ihtiyaçlarımız var. Bir dönem insanlar avcı, toplayıcı bir topluluktu. İhtiyaçlarını daha kolay karşıladıkta nüfus arttı, nüfusu doyurmak için tarım keşfedildi, hayvanlar evcilleştirildi. Aile tarım toplumunda aile ihtiyaç fazlası tarım ürünlerini satar diğer tarım ürünlerini alırdı. Günümüzde tarım alanları giderek daralıyor. Ben bir üretim fabrikasında çalıştığım için müsterihim, çünkü bana göre günümüzde tüketimi hak etmek için birşeyler üretmemiz gerekiyor.
  • Bir şey satın aldığımızda onu parayla değil hayatımızda öderiz. Yani o parayı kazanmak için ayırdığımız zamanla. Örneğin son model bir araba alan, ücretli çalışan bir arkadaşı ele alalım. 120 bin TL değerindeki araba alan kişi ayda 4 bin TL kazanıyor diyelim. Bu kişi hayatının 2,5 yılını sorgusuz sualsiz, bir kalemde o otomotiv firmasına vermiştir. O firmanın gönüllü sponsoru olmuştur. Onun sayesinde maaşlar ödenir, ar-ge faaliyetleri yapılır, yeni yatırım kararları alınır. O ise işe gitmek için araba satın almıştır, araba borcunu ödeyebilmek için işe gitmek zorundadır.Köledir aslında o. Özgürlüğü elinden alınmıştır, haftada en az 45 saat çalışmak zorundadır. Insan beyninin oldukça gelişmiş olduğu fikrine katılmıyorum. Hangi akıllı insan çalıştığı şirketin daha zengin olması için çalışıp, başka firmaların daha çok kar etmesini sağlayacak lüks mallar alır ki? Biz küçük oyunlar ve bazen büyük başarılar kazandığımızı sanıp kendimizi kandırıyoruz. Unutmayın, sonuçta kumarhanede kazanan daima kasadır.
  • Tüketim insanın doğasından gelen bir olgu değildir, yani öğlenilen ve yapay bir alışkanlıktır. Temel ihtiyaçlar sınırlıdır ve kişiye göre değişmez. Ama istekler, arzular sınırsızdır. Duygusal olarak tatmin olmayan bireyler tüketime yönelir. 3 adet takım elbisesi olan bir adam bir de lacivert takım ister, ona gerçekten ihtiyacı yoktur. O takımı almadığında herhangi bir sağlık sorunu yaşamayacak, değil mi?   20 çift yazlık ayakkabısı olan bir kadın bir de beyaz topuklu ayakkabı alır; artık ayakkabıları koyacak yer kalmamıştır ve yeni bir ayakkabı dolabı alır. Yeni ayakkabı dolabı bir ihtiyaç mı sizce? Bence bunun adı israftır ve israf yerine çocuklara, geleceğe yatırım yapmayı, paylaşmayı tercih etmek gerek. Insanı tüketmek değil paylaşmak mutlu eder.
  • Her şey bir yana şu önermenin tersini kim ispat edebilir: “Hayatta en güzel şeyler bedavadır!” Örneğin sarılmak, gülümseme, öpmek, kahkaha atmak gibi eylemler. Aldığınız herhangi bir şey sizi bunlar kadar mutlu edemez. Aile, aşk, arkadaşlarınızı, dostlarınızı ya da güzel anıları para ile satın alamazsınız. Tatil, uçak bileti vs. alabilirsiniz ama güzel zaman geçirmeniz tamamen size ve çevrenizdekilere bağlıdır. Dünyanın en güzel yerine gitseniz bile, hastaysanız bütün günü odada geçirebilirsiniz. Ama aşıksanız sıvaları dökülmüş gariban odanızda bile mutlusunuzdur. Ya da uykusuzluk çektiğinizi düşünün, derin ve dinlendirici bir uyku sizin için en değerli şeydir.

Bunları bir düşünün derim. Belki siz de bir gün sohbetlerinizde Iphone almanın öneminden bahsetmeyi bırakırsınız. En az iki arabanız olmadan da yaşamanın mümkün olduğunu düşünmeye başlarsınız. Belki bir gün, trafikte gördüğünüz son model ciplere ağzınız sulanarak bakmayı bırakırsınız. Zengin olduğunuz için insanlar sizi kıskanır, özenir ama saygı duymazlar. Ne dediğiniz, ne yaptığınızdır fark yaratan. Kim olduğunuz değil, nasıl biri olduğunuz önemlidir. Para ve maddi şeyleri önemsemiyorum, para bana karşılıksız sevgiyi satın alamaz. Çok mu hayalperestim?  J.Lennon gibi hissetmek istiyorum, yalnız olmadığımı biliyorum.

20031127141909887_1

Evet, artan hayat pahalılığı ve gelir dağılımındaki adaletsizlik de destekleyici bir etken ama bu bir para biriktirme projesi değil. Bu tüketim alışkanlıklarımıza, normal sayılan ve bizlere dayatılan yaşam tarzına karşı bir MEYDAN OKUMA dır. Siz de kendinizce bir versiyonunu yaratıp uygulayabilirsiniz. Ben kendi kural ve sınırlarımı çizdim, 2016′ da hiçbir şey almayacağım! Elbette şu anda bile almak istediğim ve ihtiyacım olan bazı şeyler var. Onları almam da bazı şartlara bağlı. Yıl boyunca deneyimlerimi bu sayfadan paylaşacağım. Benzer projeler yapmış kişilerle ilgili yazacağım. Çevremle olan etkileşimi gözleyeceğim. 1 Ocak 2017 günü tekrar klavyenin başına oturup yazmak dileğiyle; bakalım ne kadar etkili bir proje olacak “Satın Almama Yılı”.

Reklamlar